futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2013 Salı

Hocasız Beşiktaş

Galatasaray maçı sonrası Beşiktaş'ın isabetsiz pas hastalığı devam ediyor. Başında hoca olmayışında mı yoksa havanın neminden mi bilmem ama Beşiktaş maça isteksiz başladı. Maçın ilk dakikalarında izlediğim Beşiktaş'ın maçı istemediğiydi. Bursaspor ve Galatasaray maçındaki aynı hatalar devam ediyor, orta sahada çok fazla isabetsiz pas izledik. Arkaya kaçırılan adamları defans oyuncularının pozisyon kaybını yazmıyorum bile, öne çıkan defans oyuncuları geriye dönemiyor zaten geriye döndüğünde ise yerini çoktan kaybetmiş oluyorlar.. İlk goldeki Serdar Kurtuluşun yerine iyi bakın. İkinci golde ise arkaya adam nasıl kaçırılır dersini gördük, daha öncede yazmıştım arkaya çok adam kaçırıyor Beşiktaş.


Antalyaspor Beşiktaş



Antalya cephesinde ise çok iyi bir Teknik Direktör analizi izledik. Aybaba Beşiktaşın tek hücum silahı olan hava toplarına iyi çalışmış. Tüm hava topu mücadelelerini Antalyasporlu oyuncular kazandı, buna hiç bir önlem alamadı Beşiktaş kenarda hocası olmadığı için ve sürekli havadan oynamaya devam etti. almeida defansın arasında kayboldu.  Biraz yerden oynamayı denese belki bir gol bulabilirdi fakat olmadı.

Sonuç olarak. Hocasız ve isteksiz bir Beşiktaş, Rakibini iyi analiz etmiş bir Antalyaspor izledik.

22 Eylül 2013 Pazar

Beşiktaş vs Drogba



Bir önceki yazımda da yazdım, yine yazmaya devam ediyorum. Bu haftaya kadar Beşiktaşın sadece bir maçını izledim oda geçen haftaki Bursaspor - Beşiktaş maçıydı. İzledikten sonra bir yazı paylaştım, yazım burada. Bunu okuyan insanlar benim saçmaladığımı söyledi. Yeni bir blogger olduğum için fazla kaile alınmadım ama yinede bir kaç aykırı yorum geldi. O yazıda ne yazmıştık.

1) Çok açık alan bırakıyorlar;
Bruma girdikten sonra neler olduğunu gördük. Adam hayvani boş alanlar yakaladı. Daha önce oyunda olsaydı neler olacağını tahmin edemiyorum.

2) Defansta futbolcular yer yer pozisyon kaybı yaşıyorlar. Yani adam kendi yerini şaşırıyor. Ters kademedeki adam mecbur o boş alanı kapatmaya çalışıyor fakat zorlanıyorlar;
Burak efendinin atamadığı golleri iyi izleyin. Zaten o iki pozisyon gol olsaydı, maç daha önce tatil olurdu herhalde.

3)Pres yapacağım diye topun peşince çok koşuluyor. Efor kaybı yaşanıyor;
İlkyarı çok koştu Beşiktaş, ikinci yarı ne fernandes vardııı, ne de Gökhan denen milli oyuncu. 

4) Arkaya çok adam kaçırılıyor;
Burak'ın karşı karşıya atamadığı goller. Bir metre yanında bir Beşiktaşlı defans oyuncusu varmıydı?

Bir Galatasaray taraftarı olarak maçı rahat rahat izlemek varken, Burak efendi sağolsun bize ızdırap oldu. Şu Drogba'nın ikinci golunu Burak Yılmaz iyi seyretmeli, adamı arkadan dürtüyorlar ama adam yinede hayvani bir güçle topa o kadar düzgün vuruyorki, sanki ben Drogbayım ulan dermişcesine topu kaleye gömüyor.

Ben burada bir şeyler paylaşırken aynı zamanda Galatasaraysözlükte bir şeylerde paylaşıyorum. Oradada aklı başında üç beş adam olduğu için orada da istenmeyen adam oldum. Niye? Çünkü doğruları yazdığım için Ben burada ve sözlükte avaz avaz bağırıyorum, Beşiktaşta bir bok yok diye. Dedim yine diyorum, Bursaspor biraz daha aklı başında oynasaydı o maçı güle oynaya alacaktı ama olmadı.

Bir de havaya girme muhabbeti var. O kadar havaya girersen böyle havasını alırlar adamın. Durun bakalım sezon yeni başladı, üç beş maç kazanında Şampiii yazanlar şimdi ne halde merak ediyorum.

Bir şey daha; Bunuda çoğu yerde arkadaş ortamında yazdım. Burak Yılmaz Futbolcu falan değil. Nedenleri başka bir yazımda sizlerle paylaşırım. Maçın tatil olması ile ilgili bir yorum yapmayacağım.

15 Eylül 2013 Pazar

Bursaspor Beşiktaş İlk yarı değerlendirmesi

Çok methettiğiniz Beşiktaşı ancak bu hafta izleyebildim. Diğer maçları nasıl kazandı bilmiyorum ama eğer bu oyunla kazandıysa kimse kusura bakmasın ama öyle anlattığınız gibi ahım şahım bir futbol oynamıyor Beşiktaş. İlk golün başında faul olduğunu idda edebiliriz, faul olduğunu sanan defans bir an duraksadı ve Beşiktaş forvetleri bunu iyi değerlendirdi. Ucuz bir gol yani. İkinci gol ise kaleci biraz üzerine doğru gelen topu tutamadı, bunda topun yere çarpmasınında payı var. Şimdi çok methettiğiniz Beşiktaşın size anlatayım.




1) Çok açık alan bırakıyorlar
2) Defansta futbolcular yer yer pozisyon kaybı yaşıyorlar. Yani adam kendi yerini şaşırıyor. Ters kademedeki adam mecbur o boş alanı kapatmaya çalışıyor fakat zorlanıyorlar
3)Pres yapacağım diye topun peşince çok koşuluyor. Efor kaybı yaşanıyor.
4) Arkaya çok adam kaçırılıyor. Bursaspor çok ofsayda düştüğü için çok pozisyonu kaçırdı. Güçlü bir takım Beşiktaş'ın karşısına çıksa çok zor durumlara düşebilir

Benim ilk yarıda gördüğüm bunlar. Herkesin fikrine saygım var. Fakat abarttığınız kadar iyi bir futbol oynamıyor Beşiktaş. İkinci yarısını maalesef seyredemiyorum. Beşiktaş bu haftada galip geldi diyebiliriz.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Fatih Terim'in Milli takıma gider mi?


Ünal Aysal izin vermiş. Vermiş ama sonuçta bu Terim'in tercihi Aysal her zamanki gibi akıllıca davrandı ve topu Terim'e attı. Adamın futbolla doğru düzgün işi olmadığı için her zaman bu gibi çelişkilerden uzak durmayı seçiyor. Aysal'ın işi zaten parayı yönetmek futbolla ilgilenen insanlar o işi hakkıyla yapıyor.

Milli takım için ise söyleyeceklerim şöyle; 4 maç için bir adamı bu takımın başına getirmek ve bu şekilde teklif yapmak sadece Demirören'in yapacağı bir iş. Futbolu bırak iş hayatında bile böyle teklif yapılmaz. Zaten oturmuş bir kadrosu olan ve zamanının çoğunu bu işte geçiren bir adama tutupda "- Sen gel önce gerisine sonra bakarız" dersen adam bunu kabul eder mi? Bunu anca Yılmaz Vural veya Hikmet Karaman kabul eder. Demirören ihaleyi başta Terim'in başına yıkıp geri kalan zamanda ise Terim'i Milli Takımın başında tutup Galatasaray'ın oturmuş düzenini bozma peşinde. Aysal zaten Terim'in bu yarım teklifi kabul etmeyeceğini bildiği için olaylara hiç karışmamayı tercih etti. Yani sonuç olarak diyebiliriz ki amaç Türk Mili takımını kurtarmak değil, bazı başarılı takımların önünü kesmek. Bunca boşta Teknik Direktör varken neden görev başında bir teknik adam tercih edildi o da ayrı bir çelişki. Zaten Türk Milli Takımının Dünya kupasına katılması artık hayal bile değil, umarım yanılırım ama durum onu gösteriyor. Yani bu Mili Takımı kurtaracak isim şu an ki şartlarda Fatih Terim değil. Bir şey daha bu adam daha önce Mili Takımın başındaydı aldığı maaştan bindiği arabaya kadar her şey didik edildi medya tarafından, şu an aynı medya Bu adamın Milli takımın başına geçmesini istiyor. Boşuna demiyoruz Fenerbahçe medyası diye.

20 Ağustos 2013 Salı

Zoraki 3 Puan


Takımı anlamak mümkün değil. Fenerbahçe maçında da yazdım, bu maçta da yazıyorum. Adamlar gol attıktan sonra maçın geri kalanını rölantiye alıyor. Fenerbahçe maçında 1-0dan sonra, bu maçta 2-0dan sonra takım acayip bir gerileme kötüleşme gördüm. Hocanın talimatı mı yoksa oyundaki oyuncuların inisiyatifi mi bilmiyorum. Yani 3'ü 4'ü atmak varken skoru korumaya gidiyor takım, bunu yaparken yediği bir gol ile oyunu alehine çeviriyor maçı ve geri kalan dakikalarda taraftarlara ızdırap oluyorlar.

Oyunculara gelelim; Hamit, geçen sezon verilen şansların iyi kullandı. "Bu benim tam performansım değil, daha bir şeyler katmak istiyorum" gibi beyanlarda bulunmuştu geçen sen. Bu sene ise geçen performansını arar olduk. Ayağında çok top tutma gibi bir adeti var Hamit'in. Bu maçta gördük çok sıradan bir futbol, takıma katkısı olmayan bir futbol izledik. işyerinde izlerken yanımdakilere hoca ikinci yarı Hamit oyundan çıkar dedim ve aynısı oldu. Böyle devam ederse Hamit'in bu takımda yarı olamaz.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Didier Farkı...



Böyle bir top oynama şekli yok. Rakip takım 10 kişi, golü atmışsın ama golü attıktan sonra mahkum oynuyorsun. 
Böyle büyük takım olunmaz. son dakikalarda bildiğin çirkeflik yaptık, dan dun oynadık, maçı bitirmeye oynadık. Kazara bir gol yeseydik sorumlusu kim olacaktı? Drogba gol atınca sevinmedim zaten gol olduktan sonra çok rezil bir oyun izledik golden sonra Fenerbahçe tek kaleye çevirdi oyunu kalede Muslera olmasa uzatmalarda kupayı verebilirdik. Uzatmalarda çok net 3 pozisyona girdi Fenerbahçe ve bunun 2'sini Muslera çıkarttı. Attığı golün üstüne yatma işini bir zamanlar Lucescu yapıyordu, bir gol atıp üzerine yatmaya çalışıyordu. Ben böyle bir takım izlemek istemiyorum şahsen, takım tamamen dengesiz oyun oynuyor. 

Golden önce ve golden sonra olarak iki takım izledik. Golden önce tam bir hücum futbolu sağlı sollu ataklar ve tabiki Fenerbahçe balı. Eger birazda bizim şansımız olsaydı ilk 20 - 25 dakikada maçı 3-0 yapabilirdik ne yazık ki 90 dakikayı 0 - 0 bitirdik. Uzatmalarda ise baskımız devam etti, zaten Fenerbahçe de maçın penaltılara gitmesini isityordu fazla Galatasarayın üzerine gelmiyordu. Ersun Yanal ise tarihi bir hata yapıp baroniyi çıkarınca orta saha tamamen Galatasarayın hakimiyetine geçti. Sonunda Drogbaya adam gibi bir top geldi ve topu yere çaktı ve gol oldu.

Golden sonra ise; Fenerbahçe pabucun pahalı olduğunu anladı ve yüklenmeye başladı. Takım 10 kişi olmasına rağmen yüksek toplarla ve Galatasaray'ın yardımıyla uzatların son 20 dakikası hakim oldu. Mert'in kalesinde devleştiğini sanan herkes asıl dev kedinin hangi kalede olduğunu anladı. Muslera dünyaları kurtardı, Mert gibi üzerine gelen topları değil, sağa sola giden tüm topları çıkarttı. 

Selçuk, Hamit, Abramad rezillik abidesiydi. Hamit'in bence artık bu takımda yeri yok, çok istikrarsız bir oyuncu zaten kardeşinin de nerede olduğu belli değil, Mou o yüzden bu adamı elinde tutmayıp gönderdi Mesut gibi çıkacak sandı ama gerçek öyle değildi

Selçuk gördüğüm en kötü oyunu oynadı ne bir pas ne bir şut istediği gibi olmadı sanki oynamak istemiyor gibiydi. sneijder takıma acayip ısınmış gördüm, tüm paslar yerinde ve takımı rahatlatacak şekildeydi. Drogba ise uzatmalarda çok yoruldu çıkması lazımdı ama oyunda tuttular. 

16 Nisan 2012 Pazartesi

Galatasaray için Süper Finalin ilk maçı

her zamanki oyunumuzu oynarsak Beşiktaş'ı rahat yeneriz. Fakat birde hakem faktörü var, bilindiği gibi hakemler oyunun sonucunu direk etkileyecek hatalar yapıyor. Erken bir gol her şeyi bitirir. Fenerbahçe maçına gelirsek eger, Trabzonsporla oynadığı maça bakarsak Fenerbahçe takımına önde baskı yapıldığı zaman, takım tam çıkarken top kaybı yapıyor. Trabzonspor maçında bunu çok kez gördük fakat Trabzonspor takımı bunu değerlendiremedi. Collman olsun, Olcan olsun Fenerbahçe hucüma çıkarken topları kaptılar ve savunma dengesiz yakalandı ne yazıkki bunu değerlendiremedi Trabzınspor. Tabi bu anlattıklarım Galatasaray maçında da olacak diye bir kural yok. Galatasaray Fenerbahçe derbileri her zaman farklı olur, o yüzden Fenerbahçe takımı böyle bir hataya düşerse Trabzonspor takımın yapamadığını Galatasaray çok rahat yapar ve olaylar çok farklı gelişir. Zaten ilk maçın arenada olması Fenerbahçe takımı için bir handikap. Şöyle demekte fayda var, Galatasaray önündeki iki maçı kazanırsa yani Beşiktaşla dışarıda oynayacağı ve içerde Fenerbahçe maçını kazanırsa Galatasaray şampiyon diyebiliriz ve bu lanet olası Play-off erkenden bitmiş olur.

21 Nisan 2009 Salı

Blog vs Marka


Geçenlerde İP Magazin bana E-Bülten göndermiş fakat öyle birşey ki , şimdi bu günlerde blogların popüler olmasıyla beraber blog yazmak, blog izlemek iyice gündeme geldi , pazarlamacılarda bunu fırsat bilip çok takip edilen bloglarda kendi markalarını para karşılığı "blogger"lara bloglarında yer ayırma talebinde bulunmuş vs. vs. . İşte özel turlar düzenlenip yemekler verilip bu etkinliklerde markalar imajlar tanıtılmış denetilmiş , bunlarında kendi bloglarında yayınlamaları istenmiş, yani bloggerlar hem yeni ürünleri denemiş, hemde girdikleri bloglar için para kazanmış . Şöyle düşünmek lazım aslına bakılırsa etik duruyor başta , zaten bloggerların çoğu başında geçen olayları blogu bir günlük gibi düşünerek nette yayınlıyor ama şöylede bişey var , ben başkası için neden yazayım, bloglardan bir kar amacı güdmek bana anlamsız ve biçimsiz geliyor :)
Buarada parfe yapmayıda öğrendim , Kimse blogumu takip etmiyor ama olsun ;)